Sarras 2000

Tanrı kentin oruspusuna aşık olan Lenon Matwel Andrey.

Sarras 2000 Amerika'da bulunan alkol üretimi yapan bir fabrikadır. Bu fabrikada Lenon Matwel Andrey isminde çalışan 19 yaşında bir genç vardır. Annesi babası vefat ettiği için iki küçük kardeşiyle beraber alkol fabrikasının arkasında ki şehir çöplüğünün içinde yaşarlar. Andrey zor şartlar altında bütün duygusal çöküntüler içinde kardeşleriyle beraber dimdik şekilde edilmeyip çöplükte yaşamlarını sürdürüyorlar. Kardeşleri okula gitmiyor çünkü Andrey'in aldığı parayla kardeşlerinin eğitim hakkını karşılayabilecek maddi imkanı yoktur. 2000'lerin başında 500 dolara çalışmak zorunda olan Andrey, yaşam şartlarının zorluğunu aşmış kendi kendine ayakta durmasını bilen bir kişilikti. Sıradan hayatını, leş kokan elbiselerinden şikayetçi olan iş arkadaşlarını, ezik psikolojisini sonuna kadar hissetmiş... Major depresyonda olan ama ölmesinin kardeşleri üzerinde bırakacağı psikolojiyi sonuna kadar bilen ve ayakta durmanın artık zorunda bir hayat eylemi olduğunu biliyordu. Yıkılma lüksü yoktu ama ayakta duracak dermanı da artık yok idi. Duvarlar üzerine bile gelemiyordu. Çünkü bir evi, kulübesi bile yoktu. Otobüs duraklarında boş boş bekleyip belki beni farkeder olur ümidiyle durak durak geziyordu. Belki insan olduğumu anlayan biri çıkar diye. Hayatında hiç ilişkiye girmemiş olan Andrey. Bu duygudan mahrumdu. Eski çürümüş bir buzdolabında uyuyan Andrey, uyku ile uyanıklık arasında bir kadın ile bir erkeğin gülüşmelerini işitir. Andrey şaşkındır. Çünkü Tanrı Kentin çöplüğüne insan olan bir varlık uğramazdı. Ayağa kalkar, yırtık elbisesi soğuktan korumamış, üşümüştür. Andrey aniden önündeki çöplüğün arkasında bir kadın ile erkeğin cinsel ilişkiye girdiklerini görür. Andrey seslenir: Ne oluyor orada diye? Cinsel ilişkiye giren adam hızlıca kaçar. Kadın ile Andrey karşı karşıya, kadın utanmış, Andrey ise şaşırmıştır. Kadının toparlanmasını bekleyen Andrey kadına Yanlış yerdesiniz hanfendi der.
Kadın: Siz doğru yerdesiniz herhalde!
Andrey: Ben evimdeyim.
Kadın: Çöplükte mi yaşıyorsunuz? (Alaycı bir tavırla)
Andrey: Sarayda olmadığıma göre! Peki siz neden buradasınız?
Kadın: İsmim Laura, ailem baskıcı olduğu için sevgilimle ani bir telaşla buraya geldik. Sen bize engel oldun.
(Laura o zamanın şaibeli devlet başkanı George W. Bush eşinin ismiydi.)
Andrey: Gecenin bir saati bu çöplüğe bir insanın gelmesi beni şaşırttı da ondan böyle seslendim. Sevgiliniz cesareti de takdir edilecek düzeyde. Bir o kadar buraya gelecek kadar cesaretli bir o kadar da korkak. Herhalde sevgiliniz ohiolu yoksa bu karmaşıklığı apaçiliğe veriyorum. (Ohio Amerikada bir eyalet)
Laura: Sen kimsin peki?
Andrey: Ben en kahraman savaşçıların bile öykülediği Titan.
Laura: Gerçekten çok iyisin. İsmin nedir?
Andrey: Lenon Matwel Andrey
Laura: Mennun oldum. Böyle tanışmakta olmadı ama.
Andrey: Ben oruspularla tanışmıyorum. (Bu dediğine şaşıran Laura anlamsız şekilde bakar)
Laura: Tatsızlık olmasın yarın Leyronun orada bar var oraya gel. Genelde orada takılırım. Ama bu elbiselerle sakın gelme.
Laura gider. Andrey sessizliğe gömülü çöplükte kardeşlerinin kontrol edip yatağına (Buzdolabına) geçer.
Andrey etkilendiğini hissedir çünkü lauranın gözleri çok güzeldi. O karanlıkta sadece ateşli gözlerini seçebilmişti. Ateşli gözleri -70 derecede montumu çıkartacak şekilde sıcaktı. (Andrey'in montu yok.) Tatlı sarhoşluk içinde gökyüzüne bakan Andrey yarın o bara gitme kararı verir.
İş çıkışı kardeşleri ile karnını doyuran Andrey 1 haftadır yıkanmamıştı. Fabrikanın anahtarı elindeydi içine girip farenin bile yaşayamayacağı tuvalette duşunu almıştı. Çöplükte ayaklarına büyük gelen ucu yırtık ayakkabıyı giyip biraz düzgün kıyafetlerle
kardeşlerini son bir kez daha bakıp çıktı. Andrey ilk defa randevuya çıkacak gibi çok hazırlanmıştı. Barın yolunu tutar. Yolunun üstüydeydi zaten bar. Bara girdiği zaman Laurayı göremez. Cebinde 15 dolar vardır bir tane bira söyledi. Andrey yavaş yavaş içiyordu biraz daha fazla kalabilmek için burada belki gelir diye Laura. Andrey dalıp gitmiş bar sapığı gibi insanları izliyor çok fazla dikkat çekiyordu. Çektiği zorluklar bu eğlence mekanının ahenkinde şerit gibi önünden geçiyordu. Tanrıya isyan edercesine hiddetli. İçini ısıtacak olan bakışın gelmesini beklercesine meraklı. Bu durum bar sahiplerinin hoşuna gitmedi bir hırıltıyla Andrey'i birasıyla beraber dışarı attılar. Biraz darbe alan Andrey'in hiçbir şey umurunda değildi. Bir sokak köpeğinin yanına gidip uzandı. Dünyası dönen Andrey'in kafası bir milyondu. Yağmur yağıyordu. Etrafı buğuk gören Andrey ateşli bir şeyler görüyordu. Laura karşısına dikildi. Barı alt üst etmişsin Andrey. Bir kadın için değer mi? Seni oruspu sevmeyen genç! Andrey: Gözlerin çok güzel. Bana hiçbir şey demeden ve gözünü ayırmadan bir dakika boyunca bakar mısın? Laura: Elbette.
Andrey şuan dünyanın en zengin insanı gibi hiç tanımadığı duyguları yaşıyor, gözünün derinlikleri yasaklı elmayı yiyip bu verilen cezaya boyun eğercesine kelepçelenmiş gibi bakıyordu. Dünya yıkılsa onun dikkatini dağıtamazdı. Laura: Daha fazla bakarsan bak ücret yazacağım.
(Gülüşürler!)
Andrey: Kalitesine göre geceliği kaç para bunun?
(Yine gülüşürler!)
Laura: İtiraf etmeliyim çok çekicisin.
Andrey: Gözlerinizle bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
Laura: Teşekkür edersin şu barın yanındaki dar yerde.
Laura ile Andrey o gece ilişkiye girmişlerdi sokak hayvanları gibi ulu orta bu işi halletmişlerdi. Andrey aşık olmuştu. Her saniye adrenalin dolu bu anda ilk ilişkisine girmişti. Erken boşalmıştı. Çok fazla mastürbasyondandır herhalde ve gülerek telafi ederiz be dedi. Hayal gücünün üstünde güzellikte vücuduyla Andrey her saniye orgazm oluyordu Lauranın karşısında.
Andrey o günün sabahı işe gitmedi. Andrey uyandığında her şeyin rüya olduğunu dair değişik bir his yaşadı. Korktu biraz. Ateşli gözler dışında bir şey hatırlamıyordu çünkü. Her gece o bara giden Andrey, Lauradan bir rüzgar bile hissetmiyordu. Yıllarca gitti oraya.
Tanrı Kentin Oruspusuna aşık oldum deyip boşuna uğraşıyorum dedi. Yıkılmış umutlarla çöplüğüne döndükten sonra. Sarrasını (Viski) alıp içerken. Bir kağıda;

Geçip giden hayatıma yalnız devam ederken madem gebereceğim, neden yalnız gebereyim? Tuvalet fırçasıyla bir tutulduğum bir hayatta bana değer veren bir insanın yatak odasını süsleme şansı buldum kısa da olsa. Oysa ben Tanrı Kentin boğucu çöplüğünde karımı ve çocuklarımı yaşatırdım. Hayatta bir kez çıkan şans oyunu bir geldi bin beter etti. Defolu kadın, sevişmelerin senle olamayacağını bilemedim. Defolu kadın, buz gibi havada bana beni yakan gözlerin öldürmedi ama beter etti. Her sana bakışımda yanımda bir su birikintisi aradım. Uzun zamandır sevgiyi tadamadım. Uzun zamandır aradım ama seni bulamadım Laura. Lenon Matwel Andrey


Alexandrey

8 Blog Paylaşım

Yorum